Keyfimin Külhanbeyi

Bir varmış, bir yokmuş.. İki kaçmış, üç coşmuş.. Sabah saat dört olmuş, karınlar da bi güzel doymuş.. Derken günlerden bir gün, Keloğlan dağa kaçmış; oysa dağ yanmakta, akabinde kül bile olacak ama Hoca Nasrettin durumdan habersiz. Köylüler ‘ne yapsak’ demişler ve Eşek’i kuyuya sarkıtmaya karar vermişler. İp kopmuş, toprak atmışlar derken Eşek bu ya kurtulmuş kuyudan. Köşeyi dönerken az daha Sindirella’ ya kafayı koyuyomuş! Neyse ki o sırada oradan geçmekte olan Mavi Peri -hani şu Pinokyo’yu çok matah bi iş yapmış gibi insan yaptığı için övünen var ya o işte!- sihirli çubuğuyla Eşekcik’i, ‘Beyaz Kaykaylı Prens’e dönüştürmüş. Kaykay dediğin tek kişi = çift ayaklık bi zımbırtı malumunuz oysa Eşekcik alışık bi tek iki çift olayına.. Kayamamış tabi yuvarlanmış uçurumdan. Sonracığıma gökyüzü yas tutmuş ardından önce yağmur akabinde kar yağmış. Kar yağınca yılbaşının kafası karışmış erken gelivermiş. Bunu gören Noel Amca almış yetiştirilmekte olan Junior Ren Geyikleri’ni Anaokulu Akademisi’nden başlamış hediyeleri dağıtmaya.. En son bacaya geldiğinde bakmış hiç hediyesi yok hemen alternatif üretmiş.. Bacadan 3 elma düşmüş! Biri Prens Eşekcik’in leşinin üstünde dolanan akbabaların kafasına, biri onu öpme fırsatını yüzyıllar önce tepip daha erken Prens olmasını sağlamayan Rapunzel’in tepesine, birisi de bunu vaktinden önce okuyanın ense köküne… Bu masal da burada biter ama hala tüm çocuklar uyanıktır!

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*